gercek...


                   BELKİDE  BİLİYORDUNUZ  BEN YENİ ÖĞRENDİM VE TİKSİNDİM.BİLENLER HATIRLASIN BİLMEYENLER NE İÇTİĞİNİ GÖRSÜN DİYE YAZIYORUM...

 


Kolaların formülü saklanırdıya..
Alkol miktarı, tat ve renk veren maddeler..
Kolaya renk veren meyan kökü falan bilirdik..
Öyle değilmiş..
Cochineal isminde bir böcekmiş..
Google den bakın bakalım, sahiden bu cochinel böceği neymiş.
Her iddiayada inanmayın. İnterneti olan baksın.
Ben baktım. Sizde bakın ve öyle inanın..


   İĞRENÇ BİR YAZI BİLİYORUM AMA LÜTFEN LÜTFEN OKUYUN!!!



Cochineal; Kanarya Adaları'nda ve Meksika'da yaşayan bir böcektir. Doğal ortamında çoğaldığı gibi kültürel olarak da yetiştirilmektedir..


Kaktüs bitkisine kene gibi yapışarak hayatını sürdürür..
Bir Cochineal böceği tarlası...Bu böcekler ve larvaları Meksikalı köylüler tarafından toplanır...
Pazarlama aşamasındaki cochineal..

Köylüler kendi ihtiyaçları için Azteklerden kalma klasik yöntemlerle böceğin özütünden dünyanın en güzel renklerinden biri olan “carmine”i üretirler..
Aztekler ve Latinler böcekten elde edilen bu boyayı ip boyamada kullanırlar..

Carmine pigmenti..

Aslında bu böceğe ve renge yabancı sayılmayız.Pek aşinayız...Susadıkça aç bir cola...İster coca cola ister cola turka..

Önce Hindistan yüksek mahkemesi coca-colanın sağlığa zaralı olduğu gerekçesi ile yasaklanması yönünde bir adım attı. Arkasından Letonya'da ilköğretim okullarında coca-cola ve pepsi yasaklandı. Geçenlerde Ukrayna’da bazı okullarda ve İngiltere'de bir okulda yasaklandı. Yakın zamanda İstanbul Gösteri Sanatları Merkezi’nde yasaklandı..

 

--->23 yil kola fabrikasinda calisan birisinin naklettigi ...
gelen iddia;

malumunuz kola denilen içeceğin en temel hammaddesi meyan köküdür ve meyan kökü ile beslenen canlilar arasinda fare de bulunmaktadir. büyük sirketler tonlarca üretim yaptiklari icin kepcelerle toplamaktadirlar meyan köklerini ve tonlarca topladiklari için de fareleri ayiklamaya ugrasmamakta daha dogrusu ugrasamamaktadirlar. bu yüzden de meyan köklerini içindekilerle beraber preslemekte sadece kalan deri, ayak, bacak parçalarini elekten geçirerek ayiklamaktadirlar. meyan köklerinin suyunun yaninda farenin kani, mide özsuyu vs. gibi sivilar da karismakta renk siyah oldugu için estetik açidan bir sorun olmamaktadir. tabi kola üretimi yapan sirketin kimyasal yöntemlerle bunu sagliga zararsiz
hale getirme ihtimali de var... bu olayi anlatan kisi calistigi 23 yil boyunca bi bardak bile kola icmemis.

Cochineal böceğinin suyu yani Karmin, Musevilerden ‘kosher sertifikasi’ alamadığı için ticari olarak önemli bir engelle karşı karşıya bulunmaktadır. Müslümanlarda da Hanefi fıkıh alimlerince haram olarak değerlendirilmektedir. 

kaynak:ravend.blogcu


Yorum (1) Yorum yaz!

coca cola gercegi ve insanlarin kanina giren zehri...

 "COCA COLA" ne anlama geldigini düsüdünüz mü? hic...

İşte bunun cevabı:

COCA COLA yazısını yansıtmalı olarak ters çevirdiğinizde arapça bir yazı teşkil etmektedir. Ve de bu yazıda "La Muhammed La Mekka" yazısı ortaya çıkmaktadır. "La" arapçada olumsuzluk ekidir. Yani bu cümle o zaman: "Muhammedi ve Mekke'yi ortadan kaldırmak" anlamını taşımaktadır. İnanmak güç ama ne kadar cahil olduğumuzu kendi gözlerimizle görmeye ne dersiniz?


"La Muhammed La Mekka"

"Muhammed ve Mekke yok olsun"

hala içmeye devam edecekmisiniz?takdiri size birakiyorum.

COCA COLA FİRMASININ REKLAM RESMİNE BAKARMISINIZ?



ve coca colanin üstteki yazinin tercümesi:.(Were moving to a new location!!!= Artik yeni yerimize tasiniyoruz!!!)

Yandaki yerin tercümesi:"ISRAEL E DESTEK DESTEK OLMAK ICIN COCA COCA COLANIN DEGISIK YAHUDI BOLGELERINDEKI REKLAMI:....
Üstteki
yahudi asilli gelirinin bazen bir kısmını bazen de tamamını İsrael'e vererek, Filistindeki vahşetin ve insanlık dışı o katliamın ortaklarından birisi de Coca Cola şirketidir. Üzülerek belirtmek gerekiyorkı; O şirketinde ayakta durmasını sağlayan yine biz müslümanlarız. Yani içtiğimiz her şişe cola ile Filistindeki kardeşimize bir mermi atmış oluyoruz.Kendi kurşunumuzla kendimizi kendi din kardeşimizi vuruyor


Koca bir parça bifteği kolaya yatırın. 2  gün sonra yok olduğunu göreceksiniz. Bunu çöpe atacağınız  her türlü meyve  sebzeye de uygulayabilirsiniz. Çöp öğütücü  masrafından   tasarruf. Tuvalete bir kutu kolayı dökün. Bir saat  kalsın, sonra   sifonu çektiğinizde yüzeyde herhangi bir leke  almadığını göreceksiniz.arabanızın Tamponundaki pasları kola ile kolaylıkla çıkarabilirsiniz. Aynı işlemi pillerin uçlarındaki paslanmada da Uygulayabilirsiniz. dolap sürgüleriniz çalışmıyorsa, kola ile inceltebilirsiniz.


 

Elbisenizde çıkmayan leke varsa üzülmeyin. kola dökün ve deterjanla yıkayın. Bembeyaz olacaktır. Kola üreticileri taşıyıcı  kamyonlarının motorlarını temizlemek için 20 yıldır kola şurubu kullanmaktadırlar.Burada anlatılanlara inanmadıysanız denemesi bir cola parasıdır.Yani   bir kutu Coca Cola veya  Pepsi veya Cola Turka vb . yeterli :)


     Peki nedir bu Cola''nın bu kadar etkileyici temizliklerde bile kullanılabilmesinin sebebi? Coca-Cola ve  Pepsi'nin ortalama pH  değeri 3.4 tur. Bu asidi de dişleri ve kemikleri eritmek  için yeterli Temizliklerde bu kadar etkili olmasının sebebi  budur.Aslına  bakarsanız Cola ile dünyada kimsenin tavsiye edemeyeceği KARBONDİOKSİT içiyoruz.Hani şu dışarı atmak için devamlı nefes  alıp  verdiğimiz, atmak için uğraştığımız KARBONDİOKSİT...! 2001 yılında  Delhi  Üniversitesinde   "kim daha fazla Coca-Cola içecek diye bir yarışma yapıldığında, sekiz  litre Coca-Cola içerek kazanan ve 10   dakika içerisinde herkesin gözü önünde ölen kişinin haberini duymuşsunuzdur Neden öldü? Çünkü çok fazla  karbondioksit almıştı kanında   yeterli oksijen  yoktu.


 

Başka bir örnek: Kırılmış dişinizi bir şişe   Coca Cola''nin içine koyun ve 10 gün  sonra bakın... Diş 10 günde büyük  oranda erir. Halbuki dişler ve kemikler ölümden sonra bile  en fazla dayanabilen organlarımızdır?  Bir şişe kola içerek midenize ve  dişlerinize  ve bağırsaklarınıza ne  yaptığınızı bir düşünün...  Bu kadar zararlı   bir   içecek nasıl olurda bu  kadar bilinçsizce tüketilebilir ve biri  Amerikan   firması olmak üzere bu   şirketler bu  kadar   kar elde edebilir? İşte bu bilinçsizliği   önlemek için   çevrenize,sevdiklerinize  ve özellikle çocuklarınıza bunları anlatın. Belki bu kampanya fazla bir ses getirmeyecek olabilir. Ama ne  kadar kişiye  ulaşırsa o  kadar büyük etki  yapacaktır. destek olmak için yapmanız gereken tek  şey;   Kendinizi, sevdiklerinizi bu zehirden uzak tutup bu yazıyı   olabildiğince fazla kişiye   ulaştırmak, anlatmak...

      İnternet elinizin altında dilediğiniz kadar araştırın MILYONLARCA INSAN YANILMIS OLAMAZ DEGILMI...

 

kaynak:ravend. blogcu.com

Yorum (6) Yorum yaz!

babacigim ve annecigim sizi cok seviyoruzzzzz...

sevgili dostlarim, ne yazikki canim babacigim hasta, su andada tedavi görüyor. Allahtan ona acil sifalar, hayirli, saglikli uzun bir ömür diliyorum. Insallah hep birlikte uzun yillar yasariz..Allahin izniyle ,bu rahatsizliginida yenecegini düsünüyorum...Tabi siz dostlarimdan tek ricam lütfen bol bol dua edin babam icin, herseyin caresi dua degilmidir zaten...Uzun zamandir cevremde, ailemde, dostlarimda, bloglarda, cok sik hastaliklara rastladim hatta  bi ara kendi kendime sanki gecen sene ve bu yil benim icin hastalik yili dedim..Umarim Allah c.c. herkese hayirli uzun ömür ve acil sifalar nasip etsin...Ben bu konuyla ilgili sayfama birkac dua ve yazi eklemek istedim umarim okudukca icimiz acilir sifa buluruz dualarinizi eksik etmemeniz dilegiyle saglicakla kalin....

 

 

Şifâ âyetleri şunlardır:
1- “Ve yeşfî sudûra kavmi’m-mü’minîne ve yüzhib ğayza kulûbihim.” (Allah mü’minler topluluğunun gönüllerini ferahlandırsın, şifâ versin ve kalplerindeki ıztırabı gidersin.)
2- “Yâ eyyühe’n-nâsü kad câet küm mev’ızatun min Rabbikum ve şifâü’l-limâ fi’s-sudûri ve hüden ve rahmetün li’l-mü’minîn.” (Ey İnsanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerin derdine şifâ, mü’minlere bir hidâyet ve rahmet gelmiştir.)
3- “Yahrucu mim-butûnihâ şarâbüm-muhtelifün elvânühû fîhi şifâü’l-linnâsi inne fî zâlike le’âyete’l-likavmi’y-yetefekkerûn.” (Onların karınlarından çeşitli renklerde bir şerbet çıkar ki, onda insanlar için şifâ bulunur. Düşünen bir topluluk için şüphesiz bunda bir delil vardır.”)
4- “Ve nünezzilü mine’l-Kur’âni mâ hüve şifâü’v-ve rahmetü’l-li’l-mü’minîn.” (Biz Kur’ân’da mü’minler için şifâ ve rahmet olan âyetleri indiriyoruz.)
5- “Ve izâ meridtü fehüve yeşfîn.” (Hastalandığımda bana şifâ veren Allah’tır.”
6- “Kul hüve li’llezîne âmenû hüden ve şifâün.” (De ki: Kur’ân, inananlar için hidâyet ve şifâdır.)
Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hastalara şöyle duâ etmiştir:
1-“Allahümme rabbi’n-nâsi ezhibi’l-be’se işfi. Ente’ş-şâfî. Lâ şifâe illâ şifâüke. Şifâen lâ yüğâdiru sekamen. Allahümme işfi abdeke yenke’ leke adüvven ev yemşî leke ilâ salatin.” (Allah’ım! Ey insanların Rabbi! Şifâ ver! Şifâ veren ancak Sen’sin! Sen’den başka şifâ verecek kimse yoktur! Allah’ım! Şu kuluna şifâ ver ki, Senin bir düşmanına acı versin veya Senin rızânı kazanmak için namaz kılmak üzere yürüsün.)
2- “Bismillâhi erkîke min külli şey’in yü’zîke min şerri külli nefsin ev aynü hâsidin. Allahümme yeşfîke bismillâhi erkîke.” (Sana ıztırap veren her şeyden, her kıskanç nefisten, her hasetçi gözden Allah’ın adıyla sana şifâ dilerim. Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana şifâ dilerim.)

 

Hastalıkların Ardındaki Gizli Hikmetler

 

Geleceği için yaptığı planların her zaman kendi tasarladığı şekilde gelişmesini bekleyen, başka ihtimallari hiç göz önünde bulundurmayan bir kişiyi düşünelim. Bir hastalıkta veya bir kazada bu düşüncedeki kişinin bir anda tüm yaşamı alt üst olacaktır. Çünkü yaptığı planlar içinde bu kişi hastalık veya kaza gibi bir olaya hiç yer vermemiştir. Hatta birçoğu, sağlıklı bir bedene sahipken -her gün binlerce kişinin başına gelebilen- bu tarz olaylarla karşı karşıya gelebileceğini düşünmemiştir bile.

Bu gibi kişiler böyle bir durum oluştuğunda hemen isyankar bir tutum içine girebilirler. "Niye benim başıma böyle bir olay geldi?" gibi düşüncelerle kader gerçeğine son derece ters bir davranış gösterebilirler. Bu yanlış mantıkla hareket eden, din ahlakından uzak yaşayan insanlar için bir hastalık veya kaza anında tevekkül etmek ya da karşılaştıkları olaya hayır gözüyle bakmak mümkün değildir.
Oysa insan birçok acizlikle yaratılmıştır. Çok çabuk hasta olabilmekte, küçük bir virüsün etkisiyle günlerce yatakta kalabilmektedir. Kanser, sarılık, tifo gibi hastalıklara oranla "basit" olarak nitelendirilecek bir hastalık olan grip bile, bir insanın vücut direncinin ciddi anlamda güçsüz kalmasına neden olabilmektedir.

Hastalığa Neden Olan Virüsleri de Hastalığı İyileştiren İlaçları da Allah Yaratır

Kader gerçeğini kavrayamamış olan insanlar, başlarına gelen hastalığın sebebi olarak yalnızca virüsleri veya mikropları görürler. Yine aynı şekilde bir trafik kazası geçirdiklerinde, bunun tek sebebinin kötü araba kullanan bir insan olduğunu zannederler. Halbuki gerçek böyle değildir. Hastalığa sebep olan her mikroorganizma veya insana zarar veren her araç, her insan Allah'ın sebep olarak yarattığı varlıklardır. Ve bu varlıkların hiçbiri başıboş değildir; tümü Allah'ın kontrolü ile hareket etmektedirler. Eğer bir virüs yüzünden bir insan ağır bir hastalığa yakalanıyorsa, bu, Allah'ın bilgisi dahilindedir. Eğer bir araba bir insana çarpıp onu sakat bırakıyorsa, bu da Allah'ın yarattığı kadere tabi bir olaydır. Hastalığı meydana getiren Allah'tır, tedaviyi yapan doktoru yaratan, ona bildiklerini öğreten, ilacı yaratan, yutulmasını sağlayan ve şifaya vesile eden Allah'tır.

Bir insan ne yaparsa yapsın bunları değiştiremez; kaderinden tek bir anı bile çekip çıkaramaz. Çünkü kader bir bütün olarak yaratılır. Ve sonsuz kudret sahibi Allah'a teslim olan, O'nun sonsuz aklına ve rahmetine güvenip dayanan insan için hastalık da, kaza da, musibet gibi görünen olaylar da sonu hayırla bitecek geçici imtihanlardır.

Önemli olan, Allah'a iman eden, O'nun yaratmış olduğu kadere teslim olan insanların bu tür zorluk ve hastalık anlarında gösterecekleri güzel ahlaktır.

İman eden bir insan hastalandığında, şifa için Allah’a dua eder. Bu duanın devamı ve fiili bir şekli olarak doktora gider. İlaç kullanmaya başlar ancak kesinlikle şifanın Allah’tan geldiğini unutmaz. Allah Kuran’da bu gerçeği Hz. İbrahim'in şu sözleriyle bildirmiştir:

"Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur; bana yediren ve içiren O'dur; hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur; beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur." (Şuara Suresi, 78-81)

İlaç etki etse de etmese de iman edenler bunda bir hayır olduğunu bilirler. İlaç etki etmiyor ve kişinin hastalığı iyileşmiyor gibi görünebilir ama o kişi Allah'a olan imanı, tevekkülü ve güzel ahlakı nedeniyle cennete gidiyor olabilir. Veya ilaç hemen etki edip bir kişi iyileşebilir ama bu kişi de cehenneme gidiyor olabilir.

Allah ilacı hastalıkların iyileşmesi için bir sebep olarak yaratır. Bir ilaç aynı titizlikle uygulandığı, aynı yöntemler kullanıldığı halde, aynı hastalığa yakalanmış kişilerden birine etki edip, diğerine etki etmeyebilmektedir. Bu, ilacın sadece bir sebep olduğuna delildir. Hastalığı iyileştiren ilaç olsa aynı tedaviyi aynı şekilde uygulayan hastaların tümünün iyileşmesi gerekirdi.

Hastalıklar ve kazalar, müminlerin sabırlarını ve ahlaklarının güzelliğini gösterebilecekleri ve Allah'a yakınlaşmak için kullanacakları çok önemli fırsatlardır. Allah Kuran'da zorluklar karşısında gösterilecek sabrın önemini anlatırken hastalık dönemini de belirtmiştir:

… iyilik, Allah'a ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve muttaki olanlar da bunlardır. (Bakara Suresi, 177)

Hastalıklar Allah'a Yakınlaşmaya Vesiledir

Fiziksel bir rahatsızlıkla karşılaşan insanın güzel ahlak göstermek için bütün bunların birer imtihan olduğunu; hastalığı da şifayı da yaratanın sadece Allah olduğunu düşünmesi gerekir. Eğer kişi hastalığındaki veya uğradığı kazadaki hayırları ve hikmetleri düşünürse, bunları o an için göremese bile sabır gösterirse –Allah'ın izniyle- karşılaştığı zorluktan hem dünyada hem de ahirette çok karlı çıkar. Dünyada geçici bir zorluk yaşayabilir ama, Allah'ın izniyle ahirette Rabbimiz'e içten teslim olmuş olmanın sonsuz güzelliği ile mükafatlandırılır.

Hastalıklardaki Bazı Hikmetler

-Hastalık insana acizliğini ve Allah'a muhtaç olduğunu hatırlatır. Mikroskobik bir virüsün kendi bedeni üzerinde meydana getirdiği zayıflığa engel olamayan insan, böyle anlarda acizliğini ve Allah'a ne kadar muhtaç bir durumda olduğunu çok daha iyi kavrar.

-Hastalıkla birlikte sağlıklı olmanın Allah'ın bir lütfu ve nimeti olduğu daha iyi anlaşılır. Uzun süre hasta olmayan, dolayısıyla bir rahatsızlık, ağrı ya da acı hissetmeyen insan bu duruma alışır. Ama ani bir hastalık ile karşılaştığında aslında sağlıklı olmanın Allah'ın bir lütfu olduğunun farkına varır.

-İnsan ciddi bir hastalıkta dünyanın geçiciliğini, ölümü ve ahireti daha çok düşünür hale gelebilir. Bazı insanlar hayati önemi olan bir hastalığa yakalandıklarında ya da bir uzuvlarını kaybettiklerinde bunu kendileri için kötü bir olay olarak değerlendirebilirler. Oysa belki de bu kişinin hastalığı dert olarak, bela olarak değil, ahirette kurtuluş bulması ve yalnızca Allah'a yönelmesi için bir vesile olarak kendisine verilmiş olabilir.

-İnsanın Allah'a olan duası ve yakınlığı artar. Ciddi bir hastalığın vücut üzerindeki belirtileri arttıkça birçok insan düşünmekten kaçtığı ölümü düşünmeye başlar ve bu durumda kişi tüm samimiyetiyle Allah'a dua ederek sağlıklı bir hale gelmeyi ister.

- Hastalığı öncesinde Allah'a tam olarak teslim olmamış bir kişi belki hastalığı sayesinde bu güzel özellikleri kazanabilir; geçici dünya hayatındaki kısa süreli sıkıntılarının karşılığında sonsuz cennet hayatının nimetlerine kavuşmayı umabilir.

Allah dilerse insan hiçbir zaman hasta olmaz, ağrı duymaz veya acı çekmezdi. Ama eğer insan böyle bir zorlukla karşılaşırsa da, bilmelidir ki bu zorluğu yaşamasının, hem dünyanın geçiciliğini hem de Allah'ın sonsuz gücünü anlayabilmesi açısından pek çok hikmeti vardır. Unutulmamalıdır ki, bu gerçeği kalben kavrayabilmek ve asıl olarak böyle bir olayla karşılaştığında güzel ahlak gösterebilmek çok önemlidir.

 

 

kaynak alem-i nur ve harun yahya

Yorum (6) Yorum yaz!

müminler!!!!! kosun namaza

Lütfen  okuyun ve biraz düşünün...
Neden namaz kılmıyorsun???
namaz kılmamak için bir sebebin mi var yoksa?
ne olabilir ki namazdan önemli olan sebep???

dur ben tahmin edeyim:
namaz kılacak vaktin yok değil mi?
ama onların da yoktu...



ya bedir savaşına ne demeli:

savaş hiç durulmuyordu aksine gittikçe kızgınlaşıyordu, bu arada ikindi vakti çıkmak üzereydi,

ama kılacak zaman da yoktu karşında en az on katın düşman vardı.

kenara çekilipte namaza duramazdın, yada namazı kılmayacaksın di mi bence en kolayı bu...

Ya onlar ne yaptı Peygamberimiz 300 kişilik ordusunu ikiye ayırdı yarısı geriye

çekildi diğer yarısı daha ileri atıldı ve daha bir kuvvetle savaştı,
ve geriye çekilenler Peygamberimizin imamlığında namazı kıldılar;bitince de

digerleri ile yerdeğiştirip onlar savaşmaya başladı diğerleri geri çekilip  namazı eda ettiler...

sence onların zamanı varmıydı? ya da bunların...







ama o zaman bu yoktu değil mi?



ya da bu








eee tek sebebin bu mu yani? başkaları da yok mu?

hem vakit bulsan bile nerde kılacaksın ki namazı yer yok ki evde değilsin zaten

başka yerde yok değil mi?

sence onların yeri var mı?







buda tutmadı başka yokmu bahanen?

ya da yolculuk yapıyosundur değil mi, kılacak yer yok ki olsa kılardın...


peki onların var mı?



 
buda olmadı galiba?

yada çok yoğunsundur, çok işin vardır hiç ayıracak vaktin yoktur değil mi?

onların da işi çok ama bi on dakika ayırabiliyorlar




ama senin bir dakikan bile yok değil mi?

bir düşün bakalım bu kadar vakti ne için harcıyosun, dünyalık için değil mi?


iyi para kazanıyım, rahat yaşıyım, param pulum olsun hepsi bunun için mi?


bir daha düşün sen önce kim götürmüş bir bez parçasından başka bir şey, orada

rahat etmek için kim biriktirebilmiş veya götürebilmiş kazandıklarını?
oraya gittiğinde ilk sorulacak soru ne biliyor musun?

yaa o zaman ne cevap vereceksin, vaktim yok diyemezsin, yer bulamadım

diyemezsin, işim vardı diyemezsin değil mi?

belki şunu dersin: 'bu kadar çabuk beklemiyordum ölümü yoksa kılacaktım ileride

namazımı kaza namazıda kılacaktım'...ama senin yaşın genç daha yaşlanınca

kılarsın değil mi hem o zaman bol bol vaktinde olacak, ya yaşlanmazsan...

ya sen namaz kılmadan, senin namazını kılarlarsa...




bunlar kadar gençmisin sen,ama bak onlar kılıyor neden?



namaza yetişmek için koşan bir çocuğa Hz.Ömer(r.a)

 'sen daha çocuksun bu kadar telaş etmene gerek yok

sen daha küçüksün namaz sana farz değil'demişti de çocuk cevap

vermişti:

'Amca, amca! Bu işin büyüğü küçüğü olur mu?

Daha dün mahallemizde bir çocuk öldü. Üstelik benden de küçüktü.

Ölüm denen gerçeğin büyük küçük ayırdığı yok.

En iyisi her yaşta buna hazır olmalı.

Hem bu yaşta Namaza alışmazsam, büyüyünce kılmak zor gelebilir.'


sen hala gencim de...?

aaa olmadı hastasın değil mi onun için kılamıyorsun, özür dilerim...

Ama iyileşmen için namaz kılman gerektiğini biliyor musun?

öyle dememiş mi Peygamberimiz'namazda şifa var' kalk bir kıl bakalım

namazın hastalığın kalıyor mu o zaman???

bak oda hasta üstelik kaç yaşına gelmiş...(

)








ama ayakta duramıyosun değil mi?
oturarak kıl, oturamıyosunda(yatalaksın)

kafanla kıl o zaman, yoksa tamamen felç mi geçirdin (şimdi yırttın galiba)

zannetme ki yırttın o zaman da gözlerinle kıl bak bu kadar kolaylık var, eminim

başka bahanelerinde vardır...değil mi?

yaaa boş ver hem sen niye namaz kılacaksın önemli olan kalp değil mi? senin

kalbin temiz kılsan ne olacak ki?

O 'Güzeller Güzeli'(s.a.v)nin kalbi kapkara mıydı, pislik içinde miydi de,

ayakalarının altı şişinceye kadar namaz kılardı?

eee gördün mü kalbin Efendimizin kalbinden de mi temiz acaba???

değil, değil mi?

bu da olmadı var mı başka bahanen kalmadı mı yoksa uyduracak bir şeyler?

tamam hepsini kılamıyorsun bari bir iki vakiti kıl olmaz mı?

oda mı yok?

bahanelerini dinleme(me)k isterim veya dur bunlarıda ben tahmin ediyim...

sabah namazına uyanamıyorsun, sabahın köründe kim kalkacak ki uykunu

mahvedeceksin değil mi?


ya böyle bir ilan görsen ne yapardın acaba?





ama gitmezdin değil mi değmez onun için felan uykunu bozmana, sen mi

gitmeyeceksin yalan bari söyleme ilk sen olmak için geceyi orda geçirirdin...



olmadı, gelelim öğleye, off öğle vakti o kadar telaşede namaza vakit mi

ayırcaksın bir sürü işin gücün var yetişemiyorsun zaten, bir de namaz hiç olmaz bu

kadar işin arasında namaz mı olur?



ama yemeğini yemeden öğleyi geçirmiyorsun belkide zevkini çıkara çıkara 1 saatte

yiyosun yemeği değil mi, yemek daha önemli değil mi???

ya ikindi ne olacak??

dur şimdi zaten yoruldun bütün gün işler hala bitmedi bu yorgunlukla namazını

felan kılamazsın, ama dedim ya az önce bir daha diyeyim ne demiş

Peygamberimiz'hasta mısın, yorgun musun, çaresiz misin,... o zaman namaz kılda

geçsin bunların hepsi...

ya akşam namazı???

oooo sende yaaa daha eve gidilecek, yemek yenilecek, zaten akşam vaktide kısa

yetişemiyorsun değil mi?

evine 10 dakika sonra girsen ne olacak kaçmıyor ya ev, ama vakit gidiyor bir daha

bulabilecekmisin o vakti???

yatsı namazını hiç sormuyum değil mi?


o saatte namaz mı kılınır insanın uykusu geliyor uykulu uykulu namaz kılınmaz

ki...

ama nedense başka zamanlar uykun gelmiyor, mesela bunlara bakarken hiç uykun

 gelmiyor değil mi?







eee bunlarda olmadı vakitlerin birinden bile sıyıramadın yakayı,var mı başka

bahanen benim aklıma bu kadarı geliyor, seninde aklına gelmiyor değil mi?

kalmadı çünkü başka bahane... aslında var ben sana söyleyim mi üstelik bu sefer

kesin kurtulursun namaz kılmaktan(zaten kılmıyosunda) üstelik bir tane değil, ne

mi dur söyleyim:

1 : ÖLÜ İSEN

2: DELİ İSEN

3: ÇOCUK İSEN

4: HAYVAN İSEN

5: İNKARCI(KAFİR) İSEN

ne dersin sıyırdın bu sefer ha?

ama yok, nasıl olur sen ölü veya deli değilsin, üstelik kocaman adamsın ve

insansın, Allah  korusun kafirde değilsin eee demek ki neymiş namazdan

kurtulamazsın................


sana sesleniyorum ey insan boşver sen nefsini o zaten hiç namaz kılmak istemez

ki sen dinleme onu bak yukarda birden sıraladı bahaneleri sonuç ne peki? koskoca

bir hiç. yani gel namazını kıl uyma sen ona yoksa sende mi uyduracaksın bahane

ama kalmadı ki bahane, niye mi namaz kılacaksın? dur onuda söyleyim:


sen müslümansın degil mi?(elhamdülillah) eee kanıtın ne nasıl ispatlarsın bana

müslüman oldugunu, tabi ki namaz kılarak islam demek namaz demektir namaz

dinin direğidir onun için...


bir de gözünü çevirde bak etrafına




bu güzellikleri Yaratan övülmez mi, ona sana verdiği binlerce nimet için

şükredilmez mi, tabi ki şükredilir bu da en güzel şekli olan namazla olur, hem sen

namaz kılmakla Allah 'ı yüceltemezsin O zaten Yüceler Yücesi , sen ancak

Rabbimin katında kendini yüceltirsin...


Yüce Allah  buyurmuyor mu:

'namazdan sonra edilen dua reddolunmaz' diye, haydi onlar için başka bir

yapmıyorsun(yapamıyorsun) madem en azından dua et...



hem bak doğada herşey ona secde ediyor sen daha ne duruyorsun



(mihraba vuran ışık namaz kılan insan figürünü andırıyor!)




şimdi gel ne dersin artık başlayalım mı namaza?
haydi Hz.Mevlana'ca namaz kılmaya var mısın??


onun gibi secde ede ede seccadeyi lime lime etmeye var mısın?

veysel karani gibi geceleri gündüzleri namazla geçirmeye var mısın?


öyle güzel bir namaz kılarmış ki mübarek bir geceyi sadece kıyamda, bir gece

sadece ruküda, bir gece sadece secdede geçirirmiş...


Hz. Ali gibi, savaşta yediği okun acısından çıkaramıyorlar, ancak Hz. Ali namaza

durunca çıkarıyorlar hem de kılı bile kıpırdamıyor, soranlara da 'biz namaz

kılarken can kuşumuzu salıveririz' demiş, var mısın böyle namaz kılmaya?,



Hz.Rabia gibi, gözlerinde yaş kalmayıncaya kadar namaz da ağlamaya var mısın?



ve O GÜZELLER GÜZELİ Peygamberimiz, namazı en güzel kılan O kimse onun

gibi Kılamazdı, varmısın onun ümmeti olarak namaz kılmaya?

biliyorum sen onlar gibi namaz kılamazsın, onlar gibi olsan zaten bahane

uydurmaz, namaz kılmak için kendine yollar arardın bu zamanda...nasıl mı namaz

kılacaksın?

öyle bir namaz kılacaksın ki ezanı okuyan Bilal-i Habeşi olacak, namaz kıldığın

yer Mescid-i Haram(KABE) olacak ve imamın Hz. Muhammet Mustafa olacak

ve Hz. ebubekir, Hz. Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali ve sahabeyle birlikte namaza

duracaksın....

öyle bir namaz kılacaksın ki, sırat köprüsünün üzerinde olacaksın aşağısı

cehennem ve karşında YÜCELER YüCESİ Allah  TEALA ve meleklerle saf

tutarak...

öyle bir namaz kılacaksın ki Mevlana'ca:



Namaza tekbirle girmek,'İlahi,biz Senin huzurunda kurban olduk !' demektir.

Tekbir getirerek kurban kesildi ğibi, tekbirle namaza başlamak da, 'Allah 'ım

canımız Sana feda olsun!' anlamındadır.

Namazda kıyama durmak, Allah 'ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır.

Kul, biraz sonraki hakkıyla yerine getiremediği kulluğundan ve işledği günahlardan

dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükuya eğilir.



Başı rükuda iken'Hakk'ın suallerine cevap ver' diye İlahi ferman gelir. Kul,

rükudan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüzüstü secdeye kapanır.



Tekrar ona,'Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver' diye ferman

gelir. O, yine mahcup bir halde başını kaldırsa da, tekrar yüz üstü kapanır.



Aslında sen namazı Kabe de kılıyorsun biliyor musun? evet sen o safın içindesin

aslında, ilk saf Kabe'nin etrafını çeviren ilk halkadır ve sende gittikçe büyüyen bu

halkanın içindesin bu safın içindesin sen namazı orda kılıyorsun sadece biraz arka

saflardasın o kadar, inşAllah  ön saflarda da kılmak nasip olur...

var mısın böyle namaz kılmaya?

hadi ey kalbim durma artık tövbe et ve Yaradanına en güzel hamdını sun, temizle

kalbini pislikten, dünyalıktan ve kula yakışır bir şeklide MEVLA'ya yaklaş...


hadi be ruhum hadi be kalbim uymayın siz o nefsime o hep konuşur ve sizi

kötüye götürür, siz ondan güçlüsünüz, siz ona hükmedersiniz hadi kırın onun

gücünü

biliyorum yapacaksın sen bunu hadi o zaman bak Bilal-i Habeşi ezanı okumaya

başladı haydi şimdi namaz zamanı, haydi şimdi kurtuluş zamanı...


KURTAR KENDİNİ...


sevgili pinarabdullah.blogcu.com/ dan alintidir

Yorum (5) Yorum yaz!

23 nisan kutlu olsun......

Vatan tehlikedeydi; Atatürk karar verdi:
«Vatan kurtaracak yine millettir» dedi.
Ankara'da bir Meclis toplayıp kurmak için,
Günlerce, haftalarca, çalıştı, için için.
İşte bugün kuruldu Büyük Millet Meclisi,
Ankara'dan yükseldi Türk'ün gürleyen sesi.
Çocuklar! bayram yapın, sevinin ve haykırın,
Engel denen her şeyi gücünüzle siz kırın!
Çocuklar bilin ki siz koca bir cihansınız.
Vatanın her yerinden fışkıran volkansınız.
Doğan güneş sizindir yıldızla ay sizindir,
Artık vatan sizindir, artık saray sizindir.
Ey gül yüzlü çocuklar, gülün, koşun, ileri,
Hayatta durak yoktur; ya ileri ya geri.
Coşkun bir rüzgar gibi ufukları aşınız!
Göğsünüz kanasa da akmasın göz yaşınız!
Temiz olsun kalbiniz, çelik olsun kolunuz!...
Şen olsun bayramınız, aydın olsun yolunuz!...
Neşenizle bu yurdu aydınlatın her zaman,
Sizindir bu ünlü gün, ünlü 23 Nisan.

ufak bir duyuruuu....

ARKADASLAR  artik oglumunda bir sitesi var www.kucukprensinkucukdunyasi.blogcu.com ayrica yeni sitemiz hakkinda ne düsündügünüzüde yukaridaki görüdügünüz siteye yazarsaniz cok seviniriz hepinizi bekliyorum bizi yorumsuz birakmayin olurmu  yorumlariniz bizim icin cok degerli

sevgilerle

karabiberinmutfagi ndan semiha

Yorum (4) Yorum yaz!

SAĞLIKLI BESLENMEK İÇİN BİLİNMESİ GEREKEN ÖNEMLİ DETAYLAR

Gercekten cok iyi.  
Bir kere okumak yetmez, ayda bir okuyun.  
En önemli nokta Omega-3.  
 Uzun bir metin fakat gercekten okumaya deger...

PROF. DR. KENAN DEMIRKOL, AKILLI BESLENMENIN MATEMATIGINI ANLATTI

 

“Damar tikayan kolesterol degil, seker!” 

Gazetelerden kesip buzdolabina astiginiz butun “kibrit kutusu kadar” recetelerini cope atin! Prof.Dr. Kenan Demirkol, A’dan Z’ye akilli beslenmenin matematigini anlatiyor... Seker, vucudumuzu, demir paslanir gibi paslandiriyor, eskitiyor; cocuklarimizin hucrelerini 12 yasinda yaslandiriyor. Sekeri, gida sanayiinden sokup atmak zor ama, ise evlerimizin kapisindan baslayabiliriz!

Prof. Dr. Kenan Demirkol genel cerrah. Muayenehanesinin kapisinda “prof.” yazmiyor. “Ben universitede hocayim, burada hekim” diyor. Soz bir ara “kronometreli doktorlara” geldiginde, yani 15 dakika muayene suresini asinca ikinci vizite ucretini alanlara cok sasirdi. Cunku kendisi saat takmiyor, “dalginlikla saatime bakar da hastayi tedirgin ederim” diye. Uzmanlik alani, beslenmeyle yakindan ilgili olan sindirim sistemi organlari. Ancak Demirkol bir “akilli beslenme” uzmani. Bunu bir insanin tum bedenine iliskin oldugu kadar, siyasi ve toplumsal boyutlariyla da ele aliyor. Peki beslenme nedir? İlk aklimiza gelen, sismanlik-zayiflik. Ozellikle kadinlarda modasina gore sifir bedenle, 90-60-90 arasinda degisen olculerde olmak ya da olmamak. Dogru mudur? “Kibrit kutusu kadar” recetelerini bir yana birakip, Demirkol’a: “Neden dusmandir su unlu uc beyaz?” diye sorduk. O, sekerle basladi. 

“Seker tuketimiyle hastalik artis egrisi paralel” 

DEMİRKOL- Kismen ya da tumuyle beslenme aliskanliklari sonucu olusan kronik, aslinda onlenebilir hastaliklar, cok buyuk bir toplum sagligi sorunu haline gelmistir. ABD’de 20 yas ustu eriskinlerin yuzde 65’i ya sisman ya daha da ileri asamada. 64 milyon insanin koroner kalp hastaligi, 11 milyon insanin seker hastaligi, 37 milyonun kolesterol yuksekligi vardir. Ulkemizde kalp hastaligi sikligi bu boyuta henuz gelmemis gozukse bile, seker hastasi sayisinin dort milyon oldugu goz onunde bulundurulursa, yakin zamanda vahim bir tablo ile karsi karsiya kalacagimiz aciktir.

Ne zaman ki seker pancarindan seker uretilmesi Avrupa’da ortaya cikti, soguk iklimlerde de sekere donusebilecek bir besin maddesi kesfedildi, toplumlarin seker tuketimi artti. Toplumlarin seker tuketiminin artis egrisiyle, hastaliklarin artis egrisi bire bir ortusuyor. Cunku; seker sadece kalorisiyle, sismanlatici etkisiyle zarar vermiyor, dogrudan kimyasal yapisiyla da cok tehlikeli. “Seker yiyeyim oradan aldigim kaloriyi baska yerden kisarim” demek cok yanlis. İnsan vucudunun seker almasina gereksinim yoktur. 

“12 yasinda yaslandiriyor” 

AYDİNLİK- Cocuklarin enerjiye ihtiyaci var diye belli miktarlarda yemeleri dogru degil mi?

DEMİRKOL- Asla dogru degil.

AYDİNLİK- Peki enerji ihtiyacimizi nasil karsilayacagiz?

DEMİRKOL- Tas devri doneminde insanlar hayvan avlar ve bitki toplar. Seker sadece meyvede var. Meyve esas olarak bir kultur bitkisi. Dogal ortam sebze agirliklidir. İnsan eli ne kadar fazla degmisse bir gida maddesine, o oranda olumsuzlasiyor. O donemde, insanlarin kan sekeri 60 dolayindaymis. Bu devirlere geldikce sekerle tanisiyor ve aliskanliklari degisiyor. Dolayisiyla ortalama kan sekeri de degisiyor.  Simdi 100’lerdeyiz, 120’de seker hastaligi. Biliyorsunuz simdi seker hastaligi iki turlu. Bir dogumsal genetik ozelliklerle alakali tip 1 diabet. Bir de edimsel tip 2 diabet. Pankreas organinin artik yeterince insulin uretememesiyle ortaya cikar. Yaslanma sureci olarak kabul edilir. 60’li yaslarda gorulmesi beklenir. Ama su anda 12 yasindaki cocuklarda tip 2 diabet var. Saglikli beslenmede sekerin hic yeri yok. Tamamen bir damak aliskanligidir. 

“Kanser hucresi de sekerle besleniyor” 

AYDİNLİK- Ama, beyin sadece glikozla beslenmiyor mu?   
DEMİRKOL- Dogru. Ancak, bu glikozu her turlu karbonhidrat iceren bitkiden vucut elde ediyor. Kanser hucresi de sekerle besleniyor. Ozellikle kemoterapi goren asla seker yememeli.

Seker pancarindan veya seker kamisindan elde ettigimiz seker ‘sakaroz’, iki ayri molekulden olusan bir birlesik molekuldur. Sakarozu biz yer yemez vucudumuzda glikoz ve fruktoza ayrisir. Glikoz kan sekerimizin de adidir. Hemen kana karisir ve kan sekerini yukseltir. Vucudumuz sekerin zararli oldugunu bildigi icin korkudan hemen insulin salgilar. Cok fazla miktarda seker yemissek, gereginden fazla insulin salgilanir. İnsulin o sekeri hemen alir vucudun bir enerji acigi varsa kismen enerjiye donusturur. Ama insan vucudu cok tasarruflu bir biyolojik bunye. Cok az enerjiyle cok isler yapabilir. Mutlaka yediginiz sekerde bir fazlalik olacaktir. Bu fazla seker, insulin araciligi ile ya kas ve karacigerdeki seker depolarina goturulecek ki, vucudumuzun seker deposu 120 gram kadardir. Orasi da surekli doludur, hic bos kalmiyoruz cunku. İnsulin bu sekeri alacak ve yaga donusturecek. Dolayisiyla sizin yediginiz seker vucudun degisik bolgelerinde yaglanmalara sebep olacak. İnsulin salgilandigi icin bir de tokluk hormonu salgilanir. Hic olmazsa sekerin glikoz bolumu bir derecede tokluk yarattigi icin daha fazla seker yemenizin de onune gecmis olur.

Sekerin ikinci bolumu olan fruktoz; cok az oranda insulin salgilatir. Dolayisiyla sinirsizca yiyebiliriz. Fruktoz gunde 15 gram kadar vucudumuzda metabolize edilebiliyor. Degisik kimyasal sureclerin icine katilabiliyor. Bu da 30 gram sekerdir. Gunde bundan fazla yenirse karacigerde trigliserite donusur. Trigliserit kan yagidir. Bu hem karaciger yaglanmasina, hem damar sertligine, hem de vucudumuzun yaglanmasina yol acar. Bugun Amerika’da alkole bagli sirozdan daha cok, karaciger yaglanmasina dayali sirozdan karaciger nakli gereksinimi duyuluyor. 

“Meyve yiyorsan, seker yeme” 

AYDİNLİK- Yiyeceklere ve iceceklere bunu tercume edersek. 

DEMİRKOL- Bir kutu mesrubatta 35 gram ; 200 gram meyvede 30 gram seker vardir. İnsanoglunun 200 gram meyve disinda hic seker yememesi gerekir. Diyelim ki cok aserdiniz, 2 parca cikolata yediniz, o gun meyve yemeyin. Bir matematik yapmak zorundayiz. Elbette, meyveden elde etmis oldugumuz bir takim vitamin ve antioksidanlari da feda etmis oluyoruz.

AYDİNLİK- Meyvelerin seker oranlari farkli degil mi?

DEMİRKOL- İncir ve muz en cok seker icerenler. Ama onun disindaki meyveler asagi yukari ayni.

AYDİNLİK- Okuyucularimiz soylesimizden sonra bir recete cikartabilirler mi? Bunu yemeyecegim, sunu yemeliyim diyebilir mi? Bu sistemin icindeyken, nasil basaracaklar bunu? 

“Hayvanlara yaptigimiz…” 

DEMİRKOL- Ben kendim yapmadigim seyleri topluma anlatamam. Ben boyle ve de cok keyifli yasiyorum. Sunulanlar icinde saglikli beslenmeyi bir sekilde yapmak mumkun.

AYDİNLİK- Aslinda hayvanlar yapabildiklerine gore.

DEMİRKOL- Hayvanlar yapamiyor bu isi, Cunku; hayvanlari biz besliyoruz. Tikiyoruz ahirlara “sunu yiyeceksin” diye hayvanlara hayvanlik yapiyoruz.

AYDİNLİK- Oysa tavuklar butun gun eselenir durur, ihtiyaci olani secer yerdi. Filler ornegin hastalandigi zaman belli agacin yapraklarini gider yermis ilac niyetine.

DEMİRKOL- Evet bu tum hayvan aleminde var. Kaliforniya Valisi butun o rambo goruntusuyle Amerika’da en akli basinda valilerden biri oldu. İki buyuk atilimi oldu. Bir tanesi; okullarda mesrubat satisini yasakladi. İki; patates cipsinin uzerinde, “oldurucudur” yazisi konuyor. 

Amerika’nin misirini tuketecegiz diye… 

AYDİNLİK- Cips deyince oteki dusmana mi geciyoruz?

DEMİRKOL- Yok, bir konu daha var. Son yillarda yeni akim misirdan seker elde etmek. 1920’li yillarda Amerikan baskani “benim koylum misirdan kalkinacak” fetvasinda bulundu. Gercekten de cok buyuk tesvikler verildi. Goz alabildigince misir ekildi. Dunya misir ekiminin yuzde 40’i Amerika’dadir. Bunu sadece hayvan yemi yaparak ya da baska yollarda tuketemeyince degerlendirme yollari arandi. Japonlar misirdan seker elde etmeyi kesfetti. Amerika hemen baliklama atladi bu yontemin uzerine. Artik seker endustriyel. Sivi oldugu icin paketlenip satilamaz. Ama her turlu dondurma, mesrubat, serbette kullaniliyor. Bakiyorsunuz simdi baklavaci artik serbetini kendisi yapip dokmuyor. Kartal’dan fabrikadan hazir fruktoz serbeti geliyor. 

Kolesterol dusmanligi

AYDİNLİK-  Ama bunun daha saglikli oldugu yazilip ciziliyor.

DEMİRKOL- Maalesef. Simdi bilgi cagindayiz ya! Bence bilgiye ulasmanin en zor oldugu cagdayiz. Cunku, ekonomik kazanc kaygisi her turlu bilginin uzerine  binmis durumda. O kadar buyuk bir rant var ki, gercege ulasmanin en zor oldugu donemi yasiyoruz.

Biraz once dedigimiz gibi 15 gramdan fazla fruktoz yaga donusuyor ve bizi hasta ediyor. Nasil demir paslaninca eskir, bu paslanmanin bilimsel adi oksitlenmedir. Vucudumuzdaki hucreler de oksitlenir ve yaslanir. Birtakim gidalarla oksitleyici, bir de bunu engelleyici maddeler aliriz. Ornegin, uzum cekirdegi. Gercekten bu sistem bizim organizmamizin yaslanmasini belirleyen, hastalanmasini, kanser gelisimini belirleyen ana faktor. Bakin bir kolesterol furyasi aldi gidiyor. Kolesterol anne sutunde, yeni bir hayatin dogmasi icin ana nesne olan yumurtada bolca var. Demek ki insan hayatinin gelisme doneminde inanilmaz gereksinim var. Bakiyorsunuz kolesterol dusmanligi sarmis ortaligi. 

“Kolesterol masum, biz sucluyuz” 

      

AYDİNLİK- Kolesterolun olcusu de zaman zaman degisiyor. Bunun modasi olur mu?

DEMİRKOL- Bakiyorsunuz LDL 130’a kadar normalde. Uc sene sonra 100, simdi de 60 olsun diyorlar. Yakinda sifira indirecekler. Aslinda, kolesterol masum. Bizler sucluyuz. Fruktozu yani tatli sekeri yiyerek olusturdugumuz trigliseritler, kolesterolun oksitlenmesine sebep oluyor. Yagsiz kuzu sis yediginizi varsayalim, yaninda da meyve suyu iciyorsunuz. Sadece kuzu sisi yeseniz bir zarari yok, ama kirmizi etten aldiginiz kolesterolu, mesrubattan aldiginiz seker trigliserite donerek oksitlediginiz icin damar sertligi olusuyor. Biz insanlara “kardesim kolesterol zararli degil. Ama oksitlenmesine izin verme” diyecegimize, ilac firmalari kolesterolu dusurecek ilac kesfediyor. Biz masum olani indiriyoruz. Eger oksitleyici maddeleri dusuremiyorsak, oksitlenen maddeleri azaltalim. Ama esas insan mantigi ne diyor? Oksitleyen maddeleri azalt.

Yine oksitleyici bir madde, damar sertligi yapan doymus yag asidi. Bu madde yapay beslenen hayvanlarin sutunde var, depo yaglarinda var. Ama bizim inegimiz merada otlasa, dogru beslense doymus yag asidi sutte ve hayvansal yagda sifir olacak. Dolayisiyla kolesterol oksitlenmemis olacak. 

Antep yuvalamasinin faydalari 

AYDİNLİK- Peki bu mumkun mu? Merada otlayan inek, otlayacak da, sut yapacak da kac kisiyi besleyecek? Fiyati yukseltmez mi tum bunlar?

DEMİRKOL- Cok guzel bir noktaya degindiniz. Yillardir hep boyle aldatiliyoruz. “Dunya nufusu ac. Dunyayi besleyebilmemiz icin yapay gubreye, yapay yeme ihtiyacimiz var.” Hayvansal proteini, tek kaynak olarak gorurseniz haklisiniz. Ama insan ekmek yerken bile protein almis oluyor. Hububat, baklagillerde bile protein var. Simdi doktorlar bunu okur okumaz itiraz ederler. Derler ki “Esansiyel amino asitler vardir”. Yani hayvansal gidada var olan, vucudun uretemedigi mutlaka disardan alinmasi gereken bazi protein yapi taslari, amino asitler vardir. Ornegin; mercimekli bulgur pilavi yaptiginizda bulgurda eksik olani mercimekten, mercimekte eksik olani bulgurdan aliyorsunuz. Anakiz diye bir yemek varmis, ben de yeni gordum, bulgurdan yapilan kucuk koftecikler nohutla birlikte pisiriliyor.

AYDİNLİK- Antep yoresinin yuvalamasi gibi..

DEMİRKOL- Bir baklagil ve bir hububat. Birbirinin eksiklerini tamamliyorlar. Tam ete esdeger protein almis oluyorsunuz. Makro nutrientler yag, protein ve karbonhidrattir. Mikro nutrientler ise vitaminler, mineraller, enzimlerdir. Bizim sute kalsiyum acisindan ihtiyacimiz var. Eger merada otlayan bir hayvanin sutuyse icinde bulunan omega-3’e ihtiyacimiz var. Turkiye’de biliyorsunuz genclerde inanilmaz bir demir eksikligi var. Kirmizi et dogadaki en onemli demir kaynagidir. Bitkiden demir cok daha az ozumsenebilmektedir. Dana eti bir demir kaynagidir, protein kaynagi degildir. Ben proteinimi bulgurdan, baklagilden aliyorum zaten. Ama yapay yem ureticileri “biz dunyayi nasil doyuracagiz” yalaniyla kandirarak hayvanciligi katlettiler. Hayvanlari meralardan ahirlara cektiler ve bugun her ahir hayvani seker hastasi. Cunku neyle besleniyor, pancar kuspesiyle, yapay protein yemleriyle, patatesle ve misirla besleniyor. Hizla kan sekerini yukselten, hayvanin yaglanmasina yol acan ve hayvanin seker hastasi olmasina yol acan bir beslenme sekli. 

İnek ne yemeli 

Dogal beslenen inegin sutunde omega-3 vardir, yapay beslenende hic yoktur. Dogal beslenen inegin sutunde damar sertligi yapici doymus yag asidi yoktur, yapayda vardir. Bu asitler fruktoz gibi kolesterolun oksitlenmesine yol acar. Dogal beslenen inegin sutunde dunyanin bugune kadar bildigi en buyuk antioksidan olan alfaminolimik asit vardir. Bu maddeyi tuketen kadinlarda meme kanseri yuzde 40 daha az gorulmektedir. Yapay beslenen inegin sutunde bu hic yoktur. Yine merada beslenen inegin sutunde insuline benzer buyume hormonu vardir. Bu genclik asisidir, butun hucrelerin kendisini yenilemesini saglayan maddedir. Duymussunuzdur kirsal alanda 100 yasini asmis bazi insanlarda ikinci kalici disler duser ve onun yerine ucuncu disler cikar. İste bu dogal sutun eseridir. Dogal sutun maliyetinin cok pahali oldugu soylenir ama batida ekolojik hayvanciligin sonucu elde edilen sut ile konvansiyonel uretilen sutun maliyeti arasindaki fark yuzde 10-15’i gecmiyor.

Ne Turkiye yasalarinda ekolojik hayvancilikla barisigim, ne de AB’dekiyle. Ekolojik hayvancilik denince akla “ekolojik tarim sonucu elde edilmis urunlerle hayvanin beslenmesi” geliyor. Affedersiniz ama 2000 yil once hayvan nerden patatesi buldu da yedi, ya da pancari. İnegin normal beslenmesinde pancarin, misirin ve patatesin yeri var mi? Yok.

AYDİNLİK- Demek Amerika’dakilerin varmis.

DEMİRKOL- Orada da yok. İster ekolojik tarimla, ister normal tarimla elde edilmis olsun hayvana pancar verilmesi yanlis. Zaten hayvanin sutunun kotu olmasinin sebebi hayvanin, karbonhidrati zengin, onu yaglandiran tarzda, misirla beslenmis olmasi. O yuzden ekolojik hayvancilik dedigimizde yasalarimizin buna gore organize olmasi gerekiyor. Tanimlamamiz gereken, ture ozgu beslenme. Bir inek nasil beslenir dogada? Oyle beslersek inegin saglikli olmasini saglariz. Dolayisiyla verdigi urunun de insanlara saglikli olmasini saglariz. Butun dogada kendiliginden yetisen yesillikler omega-3 agirlikli yag icerir. İnsanlarin eliyle ekilenler omega-6 icerir. 

Hamsiyi hangi yagda kizartacagiz 

AYDİNLİK- Ne fark var arasinda?

DEMİRKOL-. İnsan vucudunun her hucresinde hucre zari vardir. Bu hucre zari lipo protein katmanla sarili. Yani bir yag bir de protein. Bu hucre zarindaki yag ana madde olarak omega-3’tur. Tek tuk omega-6 da icerir. Biz yesillikten uzaklastikca ve hayvanimizi da yesillikten uzaklastirdikca elimizde tek bir omega-3 kaynagi kaldi. O da dogal deniz baligi; kultur baligi degil. Halbuki insanin her gun 1 gram omega-3 almasi gerekiyor. Omega-6 yag asitleri ile omega-3 yag asitleri vucudumuzda ayni enzimlerle metabolize edilir. Biz aycicegi yagi, soya yagi gibi yaglarla beslenip cok omega-6 aldigimiz icin artik omega-3’e enzim kalmiyor. Diyelim ki hamsiyi aycicegi yaginda kizarttik, o hamsiden artik bize fayda gelmiyor.

Butun yaglar, yag asitlerinin karisimidir. Onlar da 3’e ayrilir. Doymus yag asitleri, tekli doymamis yag asitleri, coklu doymamis yag asitleri. Coklu doymamis yag asitleri ikiye bolunur, onlar da omega-3 ve omega-6’dir. Bundan 40-45 yil oncesi omega-6 kolesterolu dusuruyor diye tum topluma soyledik. Aycicegi ve misirozu yaglarini tukettirdik. Fakat sonra anladik ki bu yaglar iyi kolesterolu de, kotu kolesterolu dusurdugu oranda dusuruyor. Bizim kolesterol acisindan saglikli olmamizdaki unsur iyi ve kotu arasindaki dengedir. İkisini birden dusururse denge bozulmamis oldugundan herhangi bir iyilik elde etmis olmuyoruz. 

Depresyonun çaresi 

AYDİNLİK- İkisi arasinda denge mi, fark mi onemli?

DEMİRKOL- Oran onemli. Omega-6’yi o kadar fazla aliyoruz ki, almis oldugumuz azicik omega-3’u de degerlendirmeden vucuttan hemen atiyoruz. Omega-3 olmayinca hucre duvarina veremiyorsunuz. Hucre duvari da omega-3’ten olusuyor. Vucut da asil malzemeyi bulamadigi zaman gecekondu yapar gibi ne bulursa onla hucreyi onariyor. Omega-3 yerine, omega-6 yag asidi olan arasidonik asidi kullaniyor. Ama bu asit butun stres komalarinin hammaddesi. Gecekondunuzu el bombasiyla ormus oldunuz. Disardan biri tas atsa havaya ucacak.

AYDİNLİK- Ama o zaman da ben size stres ilaclari satacagim.

DEMİRKOL- Tabii. Omega-3’ten zengin beslenen toplumlarda depresyon cok az oranda goruluyor. Zihinsel performans artiyor. Beynimizdeki toplam yag asidinin yarisi omega-3 olmak zorunda. Ama biz vucudumuza bunu sunamiyoruz. 

CAY VE ZEKA 

AYDİNLİK- Beslenmeyle dogrudan iliskili oyle mi?

DEMİRKOL- Ayni sey mesela demir icin de gecerli. Zamaninda Turkiye’nin yarisi aptaldir lafi cok tepki yaratti. Bunu bu sekilde ifade etmek hos olmadi, ama Turkiye’nin yarisinda demir eksikligi, kansizligi var. Demir eksikligi zihinsel eksiklik yaratir. Sonucta demir ustunden dusunursek Aziz Nesin hakliydi.

Turkiye’de cay tuketiminin de buna katkisi var. Demirin emilimini olumsuz yonde etkiliyor. Ama diger taraftan cay iyi bir anti oksidan.

AYDİNLİK- Yemekten hemen sonra cay icme adetimiz var. Dogru mu?

DEMİRKOL- Sekerle icmediginiz takdirde hicbir zarari yok. Yemekten hemen sonra cay icilebilir.

AYDİNLİK- Demirin emilimini engelledigi icin iki saat sonra icmek gerektigi soyleniyor. 

“Cayi sekersiz icin!” 

DEMİRKOL- Uc saat.  Ben tekrar omega-3’e donmek istiyorum. Cunku hayati bir olay. Omega-3’un eksikligi insanlari seker hastaligina itiyor. Damarlarin sertlesmesine yol aciyor. Pihtilasabilirlik oranin artmasina, dolayisiyla kalp damarinin veya beyin damarinin pihtiyla tikanip “inme” veya “enfarktus” olmasina yol aciyor. Bir yandan omega-3 kaynaklarimiz cok azaldi. Toplum olarak zaten baligi cok az tuketiyoruz. Omega-6’yi cok tukettigimiz icin omega-3’un yolunu kesiyoruz. Artik kesin olarak biliyoruz ki, aycicegi ve soya yagi kansere sebep olabiliyor. Akciger kanseri, meme kanseri, kalin bagirsak kanseri, seker hastaliginin olusumunu kolaylastiriyor.

AYDİNLİK- Aycicegi de bir bitki. Neden zararli? Kimyasal yapisindan dolayi mi, uretim hatasindan mi?

DEMİRKOL- Kimyasal yapisindan. Kultur bitkisidir. Omega-6 yag asidi icerdigi icin. Mesela zeytinyagi omega-9 yagidir. Tekli doymamis yagdir ve omega-3 un emilimine hicbir zarari yoktur. Ayrica aycicegi yaginin bir olumsuzlugu daha var. Pisirme esnasinda maruz kaldigi isidan sonra birtakim yapay yag asitlerine donusuyor. Biz bunlara trans yag asitleri diyoruz. Bu yag asitleri de yine kolesterolu oksitleyerek damar sertligi yapiyor. Diger taraftan trans yag asidi beyindeki sinir kiliflarina girerek beyindeki iletiyi bozuyor ve parkinson, alzheimer gibi hastaliklara sebep oluyor. 

“Annemin yemekleri baskaydi” 

AYDİNLİK- Acaba “tadi guzel” dediklerimiz bize disardan dayatilan bir kavram mi? Guzel nedir?

DEMİRKOL- Esinizle ilk evlendiginizde yemek yaptiginiz zaman size itiraz etmedi mi, “benim annem boyle yapiyor” diye?

AYDİNLİK- Ben guzel yemek yaparim.

DEMİRKOL- Ona ragmen itiraz etti. İnsan cocuklugundan alistigi damak tadini ariyor. Belki dunyanin en kotu ascisi annesi, ama insan neye alistiysa onu ariyor.

AYDİNLİK- Eski caglardan bu yana insana dair guzel-cirkin kavrami bile ne kadar cok degismis. Biz ona boyle bir deger yukledigimiz icin guzel oluyor. Toplumda da dayatilan degerler var. Kola ya da hamburger icin “bak bu guzeldir” deniyor cocuklara.

DEMİRKOL- Ben o yuzden universitelerde konferans vermeyi tercih ediyorum. Cunku; onlar yakin zamanda anne baba adaylaridir.

 

SPOTLAR(ONEMLİ BİLGİLER)

 

“Bir kutu mesrubatta 35 gram ; 200 gram meyvede 30 gram seker vardir. İnsanoglunun 200 gram meyve disinda hic seker yememesi gerekir. Diyelim ki cok aserdiniz, 2 parca cikolata yediniz, o gun meyve yemeyin. Bir matematik yapmak zorundayiz. Elbette, meyveden elde etmis oldugumuz birtakim vitamin ve antioksidanlari da feda etmis oluyoruz.”

 

“Turkiye’de genclerde inanilmaz bir demir eksikligi var. Kirmizi et dogadaki en onemli demir kaynagidir. Bitkiden demir cok daha az ozumsenebilmektedir. Dana eti bir demir kaynagidir, protein kaynagi degildir. Ben proteinimi bulgurdan, baklagilden aliyorum zaten.”

 

“Yapay yem ureticileri ‘biz dunyayi nasil doyuracagiz’ yalaniyla, hayvanlari meralardan ahirlara cektiler ve bugun her ahir hayvani seker hastasi. Cunku, pancar kuspesiyle, yapay protein yemleriyle, patatesle ve misirla besleniyor.

 

Dogal beslenen inegin sutunde omega-3 vardir, yapay beslenende hic yoktur. Dogal beslenen inegin sutunde damar sertligi yapici donmus yag asidi yoktur, yapayda vardir. Bu asitler fruktoz gibi kolesterolun asitlenmesine yol acar.

 

 

Dogal beslenen inegin sutunde dunyanin bugune kadar bildigi en buyuk antioksidan olan alfaminolimik asit vardir. Bu maddeyi tuketen kadinlarda meme kanseri yuzde 40 daha az gorulmektedir. Yapay beslenen inegin sutunde bu hic yoktur.

 

Duymussunuzdur kirsal alanda 100 yasini asmis bazi insanlarda ikinci kalici disler duser ve onun yerine ucuncu disler cikar. İste bu dogal sutun eseridir. Dogal sutun maliyetinin cok pahali oldugu soylenir ama aradaki fark yuzde 10-15’i gecmiyor.

 

Elimizde tek bir omega-3 kaynagi kaldi. O da dogal deniz baligi; kultur baligi degil. Halbuki insan her gun 1gram omega-3 almasi gerekiyor. Diyelim ki hamsiyi aycicek yaginda kizarttik, o hamsiden artik bize fayda gelmiyor.

 

Zeytinyagi omega-9 yagidir. Tekli doymamis yagdir ve omega-3 un emilimine hicbir zarari yoktur. Ayrica aycicegi yaginin bir olumsuzlugu daha var. Pisirme esnasinda maruz kaldigi isidan sonra birtakim yapay yag asitlerine donusuyor 

 

 

sevgili www.annemmutfakta.tv - Blogcu   alintidir...

Yorum (4) Yorum yaz!

« Önceki ::

cursor Her hakkı saklıdır. karabiberinmutfagi.blogcu.com'da yer alan tarif, resim, yazı vs. izin alınmadan hiçbir mecrada yayınlanamaz.